Terörle Mücadelede Yaralanıp Malul Sayılmayan Personele Aylık: 1 Yıllık Başvuru Süresi 1 Eylül 2026'da Başladı
23 Ağustos 2026
Terörle mücadele görevi sırasında yaralanan pek çok personel için süreç yıllarca aynı cümleyle bitiyordu: "Malul sayılmadınız." Rapor bu sonuca ulaştığında, kişi ciddi bir yaralanma yaşamış olsa bile malullük aylığına bağlı hakların dışında kalıyordu. Yeni düzenleme tam bu boşluğa dokunuyor: malul sayılmamak, artık her durumda "hiçbir hak yok" anlamına gelmiyor.
Düzenlemenin dayanağı, 7594 sayılı Kanun md. 5 ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen Geçici Madde 20. Kanun 18 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı; madde 1 Eylül 2026 tarihinden geçerli.
Kimler kapsamda?
Maddenin kapsamı dar ve nettir. Genel bir yaralanma hükmü değildir:
- Terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında yaralanmış olmak gerekir.
- Yaralanan kişinin malul sayılmamış olması gerekir. Malullük kararı verilmiş olanlar bu maddenin değil, kendi statülerinin hükümlerine tabidir.
- Hak, olay tarihinde kamu görevlisi sıfatıyla bu görevi ifa eden personele yöneliktir; başvuru da bu bağın kurulduğu kuruma yapılır.
Kısacası bu madde, "malullük eşiğinin altında kaldı" denilerek sonuçlanan dosyalar için açılmış özel bir kapıdır.
Yaralanmanın ciddiyeti nasıl tespit ediliyor?
Burada takdire bırakılmış bir alan yok; ölçüt ve kurul kompozisyonu maddede belirlenmiş durumda:
- Yaralanmanın ciddi niteliği, Adli Tıp Kurumunca kullanılan tıbbi değerlendirme ölçütleri esas alınarak belirlenir.
- Tespit, sağlık kurulu raporuyla yapılır.
- Bu kurulda en az bir adli tıp uzmanının yer alması şarttır.
Bu üç unsur birlikte aranır. Uzman bileşimi eksik bir kurul raporu ya da Adli Tıp ölçütlerine dayanmayan bir değerlendirme, süreci baştan sakatlayabilir. Personel açısından pratik sonuç şudur: eski tarihli, farklı ölçütlerle düzenlenmiş bir rapor, tek başına yeterli sayılmayabilir.
Başvuru nereye ve ne zaman yapılıyor?
Düzenlemenin en kritik ve en çok hak kaybı doğurabilecek yanı burasıdır:
- Başvuru, olay tarihinde mensubu olunan kuruma yapılır. Bugün başka bir kurumda görev yapılıyor olması sonucu değiştirmez; muhatap, olayın gerçekleştiği tarihteki kurumdur.
- Başvurunun yürürlükten itibaren bir yıl içinde tamamlanması gerekir.
- Madde 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girdiği için, bir yıllık süre bu tarihten işlemeye başlamıştır — kanunun yayım tarihi olan 18 Ağustos 2026'dan değil.
Bu, hakkın kendisi kadar önemli bir ayrımdır: süre geçtikten sonra yapılan başvuru, esasa hiç girilmeden reddedilebilir.
Bağlanacak aylık nasıl belirleniyor?
Kanun sabit bir tutar yazmıyor; bir hesap formülü koyuyor:
- Aylık, 17.135 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenir.
- Gösterge rakamı kanunla sabittir; memur aylık katsayısı ise dönemsel olarak güncellenir. Dolayısıyla ödenecek tutar, başvurunun değerlendirildiği dönemde geçerli katsayıya göre ortaya çıkar.
Güncel katsayıya göre oluşan tutarı, başvuru sırasında kurumunuzdan teyit etmeniz en sağlıklısıdır.
Personel ve kurum açısından yapılması gerekenler
Personel tarafında:
- Olay tarihi, görevin niteliği ve mevcut sağlık raporlarını içeren dosyayı bir arada toplayın.
- Başvuruyu süre içinde ve doğru kuruma yapın; süreyi kaçırmamak, dosyanın içeriğinden bile önce gelir.
- Sağlık kurulu raporunun adli tıp uzmanı içerdiğinden emin olun.
Kurum tarafında:
- Gelen talepleri usulünce ve süresinde sonuçlandırmak kurumun yükümlülüğüdür.
- Eksik evrak varsa bu, talebin doğrudan reddi yerine eksikliğin bildirilmesi yoluyla yönetilmelidir.
- Sağlık kurulu sürecinin, maddenin aradığı uzman bileşimiyle kurgulanması kurumun sorumluluk alanındadır.
Düzenleme yeni ve süre sınırlı olduğu için, hem personelin hem kurumların takvimi birlikte takip etmesi gerekir. Bir yıllık süre, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebebidir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir.